Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Mesh ile ilgili nakiller

Allah-u Teâlâ'ya hamd olsun! O’na şükreder, O’ndan yardım diler, O’nun bağışlamasını isteriz. Nefislerimizin şerrinden, kötü amellerimizden O’na sığınırız. Allah-u Teâlâ kime hidayet ederse onu saptıracak, kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şehadet ederim ki; Allah-u Teâlâ‘dan başka ibadete layık ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki; Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem O’nun kulu ve rasulüdür.

"Ey iman edenler! Allah’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve sizler ancak müslümanlar olarak ölün!" (Ali İmran: 102)

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allahtan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının! Şüphesiz Allah sizin üzerinize gözetleyicidir." (Nisa: 1)

"Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allah, amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve rasulune itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur." (Ahzab: 70-71)

Ve bundan sonra: ‘Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allah’ın Kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed (s.a.s)’İ n yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bid’at, her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.1
NALIN (AYAKKABI) ÜZERİNE MESHETME


Evs b. Ebi Evs es-Sekafi (r.a)’den: ‘’Rasulullah (s.a.s) abdest aldı. Ayakkabıları ve ayakları üzerine mesh etti.’’ Ravi Abbad, es-Sekafi’nin şöyle dediğini duymuştur: ‘’Ben Rasulullah (s.a.s)’i bir kavmin kuyusuna gelip abdest alarak ayakkabıları ve ayakları üzerine mesh ettiğini gördüm.’’2

Muğire b. Şube’nin bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s) ayakkabılar ve çoraplar üzerine mesh yapmıştır.3

Halid b. Sa’d bildiriyor: ‘’Ebu Mes’ud el-Ensari kıldan çorapları ile nalınlarının üzerine mesh ederdi.’’4

Safvan b. Süleym ile Bekr b. Sevade’nin bildirdiğine göre Peygamber (s.a.s) abdestte üzerine meshetmek için sebtiyye4 denilen nalınlar giyerdi.5

Ebu Zabyan bildiriyor: ‘’Ali (r.a)’in ayakta bevlettiğini hatta yerde köpükler oluştuğunu gördüm. Üzerinde desenli siyah bir giysi vardı. Bevlettikten sonra su isteyip abdest aldı. Abdest alırken nalınları üzerine meshetti. Namaza duracağı zaman nalınlarını çıkardı ve öğle namazını öyle kıldı.’’6

Ebu Zabyan el-Cenebi bildiriyor: ‘’Ali (r.a)’ın ayakta bevlettiğini hatta yerde köpükler oluştuğunu gördüm. Sonra abdest alırken nalınlarının üzerine meshetti. Mescid’e girdiği zaman da nalınlarını çıkarıp koluna taktı ve namazını kıldı.’’ Ma’mer der ki: ‘’Şayet isteseydim Zeyd b. Eslem’in Ata b. Yesar’dan, onun da İbn Abbas’tan Peygamberimiz (s.a.s)’in, Ali’nin yaptığı gibi yaptığını naklettiğini herkese anlatırdım.’’7

Allah Rasulü’nün ve ashabının rivayetleri ışığında nalın(ayakkabı)ya mesh etmek caizdir. Nitekim zikir ehlinin de görüşü de bu yöndedir. Muhakkak Allah en doğrusunu bilir.

MESTLER ÜZERİNE MESH ETMEK


Bilal der ki: ‘’Rasulullah’ın (s.a.s) mestler üzerine ve baş örtüsü üzerine mesh yaptığını gördüm.’’8

Amr b. Umeyye ed-Damri’den rivayet edildiğine göre babası, Rasulullah’ın (s.a.s) abdest alırken mestler üzerine mesh yaptığını görmüştür.9

Usame b. Zeyd anlatıyor: ‘’Rasulullah (s.a.s) ve Bilal çarşıya/sokağa gitmişlerdi. Allah Rasulü (s.a.s) hacetini gidermek için gitti. Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.s) ve Bilal çıkıp geldiler.’’ Usame devamla şöyle anlattı: Bilal’e Rasulullah (s.a.s)’in ne yaptığını sordum. ‘’Allah Rasulü (s.a.s) ihtiyacını görmeye gitti. Daha sonra abdest aldı. Ellerini ve yüzünü yıkadı. Başını mesh etti. Mestleri üzerine mesh yaptıktan sonra namaz kıldı.’’ Dedi.10

Sa’d b. Ebi Vakkas’ın bildirdiğine göre Rasulullah (s.a.s) mestler üzerine mesh yapmıştır.11

Ebu Seleme bildiriyor: Rasulullah (s.a.s)’in mestler üzerine mesh yapması hakkında Sa’d b. Ebi Vakkas’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: ‘’Bunda bir sakınca yoktur.’’12

Ebu Eyyub’den nakledildiğine göre o, mestler üzerine meshi emreder, fakat kendisi ayaklarını yıkarmış. Ona bu durum hatırlatılınca da ‘’Eğer bu işin kolaylığı size, günahı bana ise bu benim için ne kötü bir şeydir. Ben Rasulullah (s.a.s)’in mestler üzerine mesh verirken gördüm. Fakat bana abdest almak sevdirildi.’’ Demiş.13

Cabir b. Abdillah’ın bildirdiğine göre Peygamber (s.a.s) mestleri üzerine mesh etmiştir.14

Muğire b. Şu’be (r.a) rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: ‘’Bir gece yolculuğunda Nebi (s.a.s) ile beraberdik. Bir su kabından ona su döktüm. Yüzünü ve kollarını yıkadı, başını mesh etti. Sonra mestlerini çıkarmak için uzandım. Şöyle buyurdu: Bırak onları, ben onları temiz olarak giydim, ve onlar üzerine mesh etti.’’15

Hafız İbni Hacer, ‘’Fethu’l-Bari’’de şöyle demiştir: Bütün hadis hafızları meshin mütevatir olduğunu belirtmişlerdir. Bazıları mesh hakkındaki ravileri toplamışlar ve sayılarının sekseni aştığını tesbit etmişlerdir. Aşere-i mübeşşerede bunların içindedir. Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi’nin, Hemmam en-Nehai’den rivayet ettikleri hadistir. Hemmam şöyle demiştir: ‘’Cerir b. Abdullah bevlettikten sonra abdest aldı, mestleri üzerine meshetti. Kendisine sen bevlettiğin halde meshettin denilince, Abdullah: Evet, Rasulullah’ın, bevlettikten sonra abdest alarak meshlerinin üzerine meshettiğini gördüm. Dedi.’’16

Nevevi şöyle demiştir: ‘’ muteber kişiler, yolculukta ve mukim halinde ihtiyaç olsun veya olmasın mestler üzerine meshetmenin caiz olduğuna icma etmişlerdir. Hatta beraberinde ki kadın ve yürümeyen kötürümünde mesh yapabilir. Şia ve Haricilerin dışında kimse meshi inkar etmemiştir. Bunların hilaları ise icmayı bozmaz.’’17

ÇORAPLAR ÜZERİNE MESH ETMEK


Muğire b. Şube’den şöyle rivayet olunmuştur: ‘’Rasulullah (s.a.s) abdest alırken çorapları ve nalınları üzerine meşhetti.’’18
-Hadiste geçen nalın’’na’l’’, ayağı yerden koruyan şey anlamındadır.

Ebu Musa el-Eşari (r.a)’den: ‘’Rasulullah (s.a.s) abdest aldı, ayakları ve çorapları üzerine mesh etti.’’19


Ma’mer b. Raşid bildiriyor: Katade’ye: ‘’Enes b. Malik çoraplar üzerine mesheder miydi?’’ diye sorduğumda: ‘’Evet! Mestlerde olduğu gibi çoraplar üzerinde de mesherderdi.’’ Dedi.20

Yezid b. Ebi Ziyad, babasından bildirir: ‘’İbrahim en-Nehai’nin keçeli çoraplarının üzerine meshettiğini gördüm.’’21

İbrahim(-i Nehai) bildiriyor: ‘’İbn Mes’ud mestlerinin üzerine meshettiği gibi çoraplarının da üzerine meshederdi.’’22

Yahya el-Bekka bildiriyor: İbn Ömer’in: ‘’Çoraplar üzerine meshetme, mest üzerine meshetme hükmündedir.’’ Dediğini işittim.23

Yahya b. Sa’id, Sevr ve Raşid b. Sa’d tarikiyle Sevban’ın şöyle dediğini nakletmiştir: ‘’Nebimiz (s.a.s) düşman üzerine küçük bir birlik gönderdi. Soğuktan zara gören bu birlik geri döndüğünde, Rasulullah (s.a.s)’e soğuk sebebiyle çektikleri sıkıntıdan dolayı şikayette bulundular. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) Asa’ib ve Tesahin üzerine mesh etmelerini emretti.’’24
-Allame İbn Esir, en-Nihaye isimli eserinde demiştir ki: ‘’Asa’ib, Ama’im’dir(imame, mendil veya hırka ile başa sarılan sarık demektir) zira baş onunla bağlanır. Tesahin ise hufve, çorap ve bunların benzerleri, ısınma amacıyla giyilen şeylerdir. Bu her iki kelimeninde tekili yoktur.

Enes (r.a), İbn Ömer, Nafi’, Ata, Hasan el-Basri ve İbrahim en-Nehai (r.h): ‘’Çoraplar üzerine mesh, mestler üzerine mesh gibidir.’’25

İbrahim en-Nehai der ki: ‘’Kim mestlere meshetmekten yüz çevirirse, bu şeytandandır.’’26

Sahabenin çoğundan çoraplar üzerine meshetmek rivayet olunmuştur. Ebu Davud dedi ki: ‘’Ali b. Ebi Talib, İbn Mes’ud, Bera b. Azib, Enes b. Malik, Ebu Umame, Selh b. Sa’d, Amr b. Hureys, çoraplar üzerine mesh etmiştir.’’ Bu görüş Ömer b. Hattab ve İbn Abbas’dan da rivayet edilmiştir.

Çoraplar üzerine mesh ekseri ilim ehlinin de görüşüdür. Süfyan Sevri, İbni Mübarek, Ata, Hasan, Said b. Museyyeb de çoraplar üzerine mesh caizdir demişlerdir.27

İbni Kayyım, ‘’Tezhibü’s-sünen’’ kitabında İbni Münzir’den naklen şöyle demiştir: ‘’İmam Ahmed, çoraplar üzerine mesh etmenin caiz olduğunu açıkça söylemiştir.’’

İmam İbn Hazm, Muhalla isimli kitabında şöyle demiştir: ‘’Mesh için derinin şart koşulmasının anlamı yoktur. Zira bu konuda gelmiş ayet, sünnet, kıyas ve sahabe sözü olmadığından çoraplar üzerine meshi yasaklamak hatadır. Çünkü bu yasaklama, rasulullah (s.a.s)’den sabit olan sünnete ve eserlere muhalefet etmektir. Rasulullah (s.a.s) zikrettiğimiz haberlerde mestleri diğerlerinden ayırmadı.’’

YIRTIK MEST VEYA YIRTIK ÇORAP ÜZERİNE MESHETMEK


Sufyan es-Sevri: ‘’Ayağınla ilişik olduğu müddetçe onun üzerine mesh et.’’ Demiş ve devamla: ‘’Muhacirlerin ve Ensar’ın mestleri yırtık, yamalı, parça parça değilmiydi?’’ demiştir28

İmam İbn Hazm demiştir ki: ‘’Mestlerde veya ayaklara giyilen şeyde küçük veya büyük, enine veya boyuna yırtık olurda ayağın bir kısmı açılırsa bu açıklık, ayağın küçük bir bölümü veya büyük bir bölümü veya her ikisi birden olsa da bunların hepsi müsavidir. Bütün bunlara rağmen, giyilen mest veya çoraplardan ayaklara bir şey iliştiği müddetçe üzerlerine mesh caizdir. Bu, Sufyan es-Sevri’nin, Davud’un, Ebu Sevr’in, İshak b. Rahuye’nin ve Yezid b. Harun’un da kavlidir.’’

Sonra; Ibn Hazm mesh'i caiz görmeyen alimlerin görüşlerini, ihtilaf ve zıtlıklarını beyan etmek suretiyle anlatır ve sonra bunları reddederek bu kavillerin delili olmayan birer görüşten ibaret olduğunu beyan eder. Ve bu konuya şu sözü ile son verir; "Bu konuda hak ve gerçek olan, Kur’an’ın açıklayıcısı olan Sünnetin getirdiği hükümdür. Bu da: Üzerlerinde mesh edilecek bir giysi bulunmayan ayakların hükmü, onların yıkanmasıdır. Ve üzerlerinde meshedilecek bir giysi bulunan ayakların hükmü ise, o giyilen şey üzerine mesh edilmesidir. Sünnet bu şekilde gelmiştir (Allah Azze ve Celle buyurur ki; “Rabbin unutkan değildir” (Meryem 64). 29

MESHİN SÜRESİ


Safvan b. Assal, bu konuda şöyle demiştir: ‘’Nebi (s.a.s) tarafından yolculuğa çıktığımızda abdestli iken mestimizi giyerek üç gün üzerine mesh etmek, mukim iken bir gün, bir gece meshetmek ve cünüplük hariç mestleri çıkarmamakla emrolunduk.’’30


Şurayh b. Hani’den rivayeten: o demiştir ki: ‘’Aişe (r.a)’e mestler hakkında soru sordum. O da Ali’ye sor, o bunu benden daha iyi bilir. Çünkü seferlerde Rasulullah ile birlikteydi. Dedi.’’ Şurayh b. Hani: ‘’Ali (r.a)’a sordum. O da Rasulullah’ın şöyle buyurduğunu söyledi: Misafir üç gün üç gece, mukim, bir gün bir gece mesh eder.’’31

Huzeyme b. Sabit bildiriyor: ‘’Rasulullah (s.a.s) mest üzerine meshin müddetini yolcuya üç gün, mukim olana ise bir gün hüküm kıldı.’’32

Zir b. Hubeyş bildiriyor: Mest üzerine meshin müddetini sormak üzere Safvan b. Assal’ın yanına geldiğimde: ‘’Rasulullah (s.a.s) yolculuk sırasında cünüp olmadıktan sonra uyku veya küçük-büyük abdest sonrasında dahi olsa mestlerimizi geceleriyle birlikte üç gün boyunca çıkarmamamızı söylerdi.’’ Dedi.33

Nübate’nin bildirdiğine göre Ömer (r.a): ‘’Mest üzerine meshin müddeti yolcu için üç, mukim olan kişi için ise bir gündür.’’ Demiştir.34

İbn Mes’ud demiştir ki: ‘’Yolcu üç gün üç gece, mukim ise bir gün bir gece mestler üzerine meshedebilir.’’ Ravi der ki: Ben Abdullah b. Mes’ud’la yolculuk ettim. Mestleri üzerine üç gün üç gece mesh ederdi.35

İbrahim-i Nehai bildiriyor: Abdullah b. Mes’ud ile Huzeyfe b. el-Yaman: ‘’Yolcu olan kişi geceleriyle birlikte üç gün, mukim kişi ise bir gün boyunca mestleri üzerine mesheder.’’ Derlerdi.36

ÜZERİNE MESH OLUNAN ŞEYİN ÇIKARILMASI

Raşid Halife Ali b. Ebi Talib (r.a) abdest bozdu, sonra abdest aldı ve papuçları üzerine mesh etti. Sonra onları çıkarttı ve namaz kıldı.37

Fudayl b. Amr bildiriyor: ‘’İbrahim(-i Nehai) sohbet ettikten sonra kalkıp abdest alır. Abdestte keçeli olan ayakkabısının üzerine mesheder ve onları çıkarıp tekrar otururdu. Namaza kalkacağı zaman bunları giyer ve öyle namaz kılardı.’’38

İbn Teymiyye İhtiyarat’ında demiştir ki: ‘’Mest ve sarık üzerine mesheden kişinin abdesti, bunların çıkarılmasıyla ve mesh müddetinin sona ermesiyle bozulmaz ve o kimse için başını meshetmesi ve ayaklarını yıkaması vacip olmaz. Bu Hasanu’l-Basri’nin de takip ettiği yoldur. Bu durum; İmam Ahmed’in mezhebindeki sahih görüşe göre üzerine mesh edilen kılların yok olması gibidir ve cumhurun kavli ile İbn Hazm’ın benimsediği yol da böyledir.’’


MESHİN SÜRESİNİN DOLMASI ABDEST BOZARMI


Nevevi'ye gore, O kişi üzerine bir şey lazım gelmez. Her hâlükârda tahareti sahihtir. Abdestini bozmadığı müddetçe namazını kılar. Bu görüş, görüşlerin en kuvvetlisidir. Mezhebine muhalif olmasına rağmen Nevevi de bunu ihtiyar ederek söyle demiştir: “Bu mezheb; Hasen-i Basri'den, Katade'den ve Suleyman b. Harb'den Ibn Munzir'in hikaye ettiği ve kendisinin de ihtiyar ettiği mezheptir. Bu görüş, muhtar ve en kuvvetlidir, Bunu, Davud'dan bizim ashabımız da hikaye etmiştir.’’39


İbni Hazm'a tabi olarak Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye'nin benimsediği görüştür. İbn Teymiyye, bu görüsün tasvipcileri olarak İbrahim En Nehai ve İbn Ebi Leyla’yı da zikretmiştir. Sonra demiştir ki;

“Bu görüş, caiz olmayan bir görüştür. Zira Mesh müddetinin son bulmasıyla, abdest azalarından veya bunların bazılarından abdest bozulur seklinde her hangi bir haber intikal etmedi. Peygamberimiz; Misafir olan kimse için üç günden fazla, mukim için de bir gün bir geceden fazla meshetmekten men etmiştir. Bu hükümden başkasını söyleyen kimse, olmayan şeyi habere idhal etmiş ve Allah’ın Rasulu'nun söylemediğini de söylemiş olur. Bunu istemeyerek, yanlışlıkla yapan kimse için bir şey lazım gelmez. Fakat bunu; üzerine delilin mevcudiyetinden sonra, bilerek yaparsa büyük günahlardan bir günahı işlemiş olur. Tahareti ancak, abdesti veya guslü gerektirecek bir hal bozar. Şu duruma göre, tahareti sahih olan kimseye hades vaki' olmamışsa, o kimse temizdir. Temiz ve pak olan kimseye hades vaki' olmadıkça veya hades vaki' olmadığı halde taharetinin bozulduğuna dair acık ve kat'i bir nas gelmediği müddetçe namazını kılmak gerekir. Şu husus; Mesh müddeti sona ermiş ancak, hades vaki' olmamış ve abdest azasından bir kısmından veya tamamından abdestin bozulduğuna dair bir kat'iyyet mevcut değil ise, o kimse temizdir, temizliği sona erinceye kadar namazını kılar. Hades vaki' olduğu takdirde, mestlerini ve ayaklarında olanları çıkarır ve abdest alır sonra, başka bir vakit için meshi yeniler.40

Mesh müddetinin sona ermesi abdesti bozmaz. Zira bu konuda herhangi bir delil gelmemiştir. Asılolan ise abdestin devam etmesidir.
(bkz: Nevevi el-Mecmu (1/527); Şarani Mizan (1/150); Elbani, Temamu’n-Nash (s.92)

DİPNOTLAR
1-Müslim, 867; Nesai, 3/188
2-Ebu Davud, 160; Beyhaki, 1/286; Ahmed, 4/8-10
3-Nesai, 129; Ebu Davud, 159; İbn Mace, 559; Tirmizi, 99; Ahmed, 18206; İbn Hibban, 1338
4-Abdurrezzak, 774; İbn Ebi Şeybe, 1/126; Beyhaki, 1/295
5-Abdurrezzak, 786; İbn Ömer hadisinden Buhari, 1/37-38; rivayet etti.
6-Abdurrezzak, 784; İbn Ebi Şeybe, 1/127; İbn Abbas’dan Beyhaki, 1/288
7-Abdurrezzzak,783; İbn Abbas’dan Beyhaki, 1/286
8-Müslim, 126; Nesai, 122; İbn Mace, 561; Tirmizi, 101; Ahmed, 19168
9-Buhari, 205; İbn Mace, 562; Ahmed, 17246; İbn Hibban, 1343
10-Nesai, 126; İbn Huzeyme, 185; Hakim, 1/151
11-Buhari, 202; Nesai, 127; Ahmed, 88
12-Nesai, 128; Ahmed, 1452
13-Taberani, el-Mu’cemu’l-kebir, Heysemi ‘’rivayetin ravilerini güvenilir görmüşlerdir’’ dedi.
14-Taberani, el-Mu’cemu’l-evsat; Heysemi senedine ‘hasen’ demiştir.
15-Buhari, 48; Müslim, 22; Ahmed, 4/251
16-Buhari, 24; Müslim, 22; Ebu Davud, 60; Tirmizi, 70
17-Fıkhu’s-sunne, 1/syf.67
18-Ebu Davud, 62; Tirmizi, 74; İbn Mace, 88; Elbani İrvau’l-ğalil’de ‘sahih’ hükmünü vermiştir.
19-İbn Mace, 560; Taberani, 2/24; Elbani ‘sahih’ hükmünü vermiştir.
20-Abdurrezzak, 779; İbn Ebi Şeybe, 1/126
21-Abdurrezzak, 780; İbn Ebi Şeybe 1/128
22-Abdurrezzak, 781; Heysemi ‘ravileri için güvenilir’ demiştir.
23-Abdurrezzak, 782
24-Ebu Davud, 146; Ahmed, 5/277
25-Abdurrezzak, 779; İbn Ebi Şeybe, 1/171,173; Beyhaki, 1/285; İbn Ömer’den gelen rivayette zayıflık vardır. Diğerlerinin isnadı sahihtir.
26-İbn Ebi Şeybe, 1/180; Elbani, el-Meshu’ale’l-Curabeyn (syf. 54).
27-Fıkhu’s-sunne (1/syf 68)
28-Abdurrezzak, 753; Beyhaki, 1/283; Muhalla, 2/102
29-Muhalla, 2/100
30-Nesai, 98; Tirmizi, 71; İbni Huzeyme, 1/97; Şafii, Müsned, syf 17; Elbani, İrvau’l-ğalil’de ‘sahih’ hükmünü vermiştir.
31-Müslim, 24; Nesai, 99; İbn Mace, 86; Beyahaki, 288
32-Abdurrezzak, 791; Beyhaki, 1/278
33-abdurrezzak, 792
34-Abdurrezzak, 794; Beyhaki, 1/276; Tahavi, 1/50
35-Taberani, el-Mu’cemu’l-kebir, 9240; Heysemi ‘Rivayetin birkaç senedi vardır. Birinin ravileri Sahih’in ravileridir.’
36-Abdurrezzak, 798; Başka bir lafızla Suyuti, el-Cami’uk-Kebir’de zikretmiştir.
37-Tahavi Şerhu Meani’l-Asar, 2/97; Beyhaki, 2/109
38-Abdurrezzak, 810; İbn Ebi Şeybe, 1/126
39- El Mecmu(1/527)
40- Elbani Tamamun Nash Fi Ahkamil Mesh(s.92)
Ebu Said el aması (alıntı) 


Yorumlar - Yorum Yaz


قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret45599
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82503.8404
Euro4.50544.5235
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
Saaat