Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Rasûlullah (s.a.s.)'ın Ahlâkı (İbn Hazm)

Rasûlullah (s.a.s.)'ın Ahlâkı
Rasûlullah  (s.a.s.),  Yüce  Allah'ın  da  nitelediği  gibi  büyük  bir  ahlâk   üzere  idi.  Hz.  Peygamber  (s.a.s.), insanların  en  halîmi,  en  cesuru,  en  adaletlisi,  en  iffetlisi idi.  Cariyesi,  nikâhlısı  ya  da  mahreminin  dışında  hiç bir  kadına  eli  dokunmamıştır. Rasûlullah  fs.a.s.),  insanların  en  cömerdi  idi.  Yanında  ne  bir  dinar,  ne  de  bir  dirhem  bulundururdu.  Şayet karanlık  çöktüğü  halde  dinar  veya  dirhemi  artsaydı  ve  verilecek  bir  kimse  bulamasaydı,  onları  muhtaç  olana verip  dağitmaymcaya  kadar  evine  dönmezdi.  Bulabildiği  arpa  ve  hurmadan  bir  yıllık  yiyeceğinden  başka, Allah'ın  kendisine  verdiğini  saklamazdı.  Diğerini  Allah  yolunda  harcardı.  Allah  için  kendisinden  bir  şey istenildiğinde  mutlaka  verirdi.  Sonra  yıllık  yiyeceğine  döner,  ondan  da  isârda  bulunarak  harcardı.  Öyle  ki daha  yıl  bitmeden  muhtaç  duruma  düşerdi. Rasûlullah  (s.a.s.),  ayakkabısını  onanr,  elbisesini  yamardı.  Ailesinin  işlerine  hizmet ederdi.  Onlarla  birlikte et  keserdi. Haya  bakımından  insanların  en  hayâlısı  idi.  Birinin  yüzüne  bakışlarını  sabitleştirmezdi.  İster  hür  olsun,  ister köle  olsun, herkesin  davetine  icabet  ederdi. Bir  yudum  süt  ya  da  bir  tavşan  butu  bile  olsa,  hediyeleri  kabul  ederdi.  Hediyeye  karşılık  verir  ve  hediyeden yerdi. Sadakayı  kabul  etmez  ve  yemezdi. Köle  ve  yoksul  kişiler,  Rasûlullah'dan  kendilerine  tabi  olmasını  isterlerdi.  Rasûlullah  da  çağrılarına  göre onlara  uyardı. Nefsi  için değil  Allah için kızardı. Şahsı  ve  ashabının aleyhine  bile  olsa  hakkı  yerine  getirirdi. Az  oldukları  ve  sayılarını  arttıracak  bir  insana  muhtaç  olduğu  bir  sırada,  müşriklerin  yardımı  ile  karşı karşıya  kaldığında, onların yardımını  almaktan vazgeçti. "Hiçbir  müşrikten yardım  istemeyiz."  buyurdu. Rasûlullah  (s.a.s.)'ın  ashabı,  O'nun  erdemli  sahâbilerinden  birinin  Yahudi  düşmanları  arasında öldürüldüğüne  şahit  oldular.  Bu  sahâbinin  ölümü  bir  çok  ülkenin  ve  ordunun  yıkımı  demekti.  Buna  rağmen Yahudi  düşmanlarına  eziyet  etmek  için  bunu  gerekçe  göstermedi.  Aksine  Müslümanların  zekâtından,  onun yüz  dişi  deve  fidyesini  ödedi.  Halbuki  O'nun  ashabı  bu  durumda  güçlenebilmek  için  bir  deveye  bile gereksinim  duyuyorlardı. Benî  Cezîme'nin  diyetini  de  Ödedi.  Onlar  imanları  konusunda  güvenilir  kimseler.olmadıkları  halde,  Yüce Allah'ın emri  ile  bu diyet  vâcib olmuştu. Açlıktan  karnına  taş  bağlardı.  Bulduğunu  yer,  hazır  olanı  geri  çevirmezdi.  Hazır  olmayan  bir  yiyecek  için zorluk  çıkarmazdı.  Helâl  olan  bir  yiyeceği  yemekten  çekinmezdi.  Ekmeksiz  hurma  ya  da  koyun  eti  yahut buğday  ekmeği  ya  da  helva  veyahut  bal  bulduğunda  yerdi.  Ekmeksiz  süt  bulduğunda,  onunla  yetinirdi.  Taze hurma  ya  da  karpuz  bulduğunda  yerdi. Yaslanarak  ya  da  masada  yemek  yemezdi.  Yemek  yediğinde  mendilini  ayaklarının  üzerine  atardı.  Fakirlik ya  da  cimrilikten  dolayı  değil,  başkalarım  nefsine  tercih  ettiğinden  dolayı,  Yüce  Allah'a  kavuşuncaya  kadar art  arda  üç  defa  buğday ekmeğini  doyasıya  yememiştir. Düğün yemeğine  katılır,  hastayı  ziyaret  eder, cenazelerde  bulunurdu. Düşmanları  arasında  korumasız, yalnız  basma  yürürdü. İnsanların  en  alçak  gönüllüsü,  büyüklenmeksizin  en  çok  sükût  edeni,  sözü  fazla  uzatmadan  en  belâğatlisi  ve sevinç  bakımından en güzeli  idi. Dünya  işlerinden  olan  hiç  bir  şeyi  önemsemezdi.  Bulduğunu  giyerdi;  bazen  bir  örtü,  bazen  pamuklu  Yemen kürkü, bazen yünlü  cübbe,  kısacası,  bulabildiği  mubah  olan  her  elbiseyi  giyerdi.  Gümüş  yüzük  takardı.  Kaşı da  gümüştendi. Sağ elinin serçe  parmağına  takardı. Bazen de  sol  eline  takardı. Kölesini  veya  başka  birilerini  terkisine  atar;  at,  deve,  eşek  veya  kır  katırdan  ne  bulabilirse  binerdi.  Bazen de cübbesiz, sarıksız  ve  takkesiz  çıplak ayakla  yürürdü. Medine'nin  en  ücra  köşelerine  kadar  gidip  hastalan  ziyaret  ederdi.  Güzel  kokuyu sever,  kötü kokulardan hoşlanmazdı. Fakirlerle  birlikte  oturur,  onlarla  birlikte  yemek  yerdi.  İyi  ahlâklıların  yanında  bulunur,  şerefli  kişilere iyilikte  bulunarak onlarla  yakınlık kurmaya  çalışırdı. Akrabalarını  kendilerinden  üstün  olanlara  tercih  etmeden,  onlarla  ilişkisini  sürdürürdü. Hiç  kimseye  kaba davranmazdı. Özür  dileyenin özrünü  kabul  ederdi. Şakalaşırdı;  fakat  haktan  başka  bir  şey  söylemezdi.  Güldüğünde  kahka-hasız  gülerdi.  Mubah  olan  oyuna karşı  çıkmazdı. Ailesi  ile  koşma  yarışma  girişirlerdi. Ona  karşı  seslerini  yükselttiklerinde  o sabırla  karşılardı. Ailesi  ile  birlikte  sütlerinden  yararlandıkları  deve  ve  koyunları,  yiyecek  ve  giyecek  konusunda  kendisini onlardan üstün tutmadığı  köle  ve  cariyeleri  vardı. Vaktini  ya  Allah için bir  iş  yaparak  ya  da  kendisine  gerekli  bir  şey yaparak  geçirirdi. Ashabının  bahçelerine  gider,  kendisine  yapılan  basit/gösterişsiz  ikramları  kabul  ederdi.  Tatlı  içecekleri içerdi.  Hiçbir  yoksulu  fakirliğinden  ve  hastalığından  dolayı  küçük  görmezdi.  Hiçbir  zengine  ya  da hükümdara  da  servetinden  dolayı  saygı  göstermezdi.  Her  iki  kesimi  de  Allah  yoluna  eşit  bir  şekilde  davet ediyordu. Ona  zehirli  yemek  yedirildi  ve  sihir  yapıldı.  Ne  var  ki  O,  ne  kendisini  zehirlemek  isteyeni,  ne  de  kendisini büyülemek  isteyeni  öldürmedi.  Zira  O,  bunların  öldürülmesini  uygun  görmedi.  Şayet  bunların  öldürülmeleri gerekli  olsaydı, Rasûlullah bu eylemlerde  bulunanları  terketmez, onları  mutlaka  öldürürdü. Yüce  Allah,  O'nda, erdemli  yaşam  tarzı  ile  eksiksiz  yöneticiliği  bir  araya  getirmişti. Rasûlullah (s.a.s.), okuma  yazma  bilmeyen ümmî  idi.  Koyun güden, fakir,  çöl  ve cehalet  ülkesinde  dünyaya gelmişti. Yüce  Allah,  O'nu  Iütfu  ile  çepeçevre  kuşatıp,  babasız  ve  annesiz  yetim  olarak  büyütüp  terbiye  etti.  Yüce  ve büyük  olan  Allah,  bütün  güzel  ahlâkı,  övgüye  değer  yol  ve  yordamı,  öncekiler  ve  sonrakiler  ile  ilgili haberleri, dünya  ve  âhirette  insanı  başarıya  götürecek,  kurtuluşa  erdirecek,  gıbta  edilecek  ve  kişiyi  özgürlüğe kavuşturacak  her  şeyi  O'na  vahyetti.  Yine  görevini  yerine  getirmeyi  ve  lüzumsuz  şeyleri  terketmeyi  de  ona bildirdi. Yüce  Allah,  emri  doğrultusunda  Rasülü  (s.a.s.)'ne  uymayı,  O'na  mahsus  olan  eylemlerinin  dışında yaptıklarını örnek edinmede bizi muvaffak kılsın. Amin 


Yorumlar - Yorum Yaz


قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret45599
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82503.8404
Euro4.50544.5235
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
Saaat