Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Mantık

MANTIK İLMİNDE NOTLARDAN BİR FAİDE:

Lafızlar manalara birbirinden ayrı üç tarzda delalet eder.

1- Mutâbakat (kaplam) Yoluyla Delâlet
2- Tazammun (içlem) Yoluyla Delâlet
3- İltizâm (gerektirme) Yoluyla Delâlet

- Mutâbakat (kaplam) Yoluyla Delâlet:

دلالةُ اللفظِ على كامِلِ مَعْنَاهُ

Bir lafzın, kendi anlamının bütününe delâlet etmesidir.

Örneğin; “kitap” lafzının cilt ve yapraklardan oluşan nesnenin bütününe delaleti delâletu’l-mutâbakattır.

Yine “Farabi” lafzı...

Mesela ben; "Farabi" dediğimde, aklına ne gelir?

Cevap: Tek bir şey gelir, meşhur bir felsefeci...

Ancak, mücerred olarak “Farabi” sözü, Farabi’den daha fazla bir şeye, mesela; Farabi'nin kabilesi ve memleketi gibi daha ziyade bir anlama delâlet eder mi?

Cevap: Hayır...

Peki; “Farabi” lafzı, mesela, Farabi'nin sadece başı veya eli gibi daha az bir anlama delâlet eder mi?

Cevap: Hayır....

Bilakis “Farabi” lafzı Farabi’nin bütününe delâlet eder. Yani; “Farabi” lafzı Farabi’ye tam bir şekilde mutabıktır.

Yine mesela; “Kur’ân-ı Kerim” dediğimde, bundan ne anlarsın? Bu lafızdan Kur’ân’ın surelerinden sadece bir suresini mi anlarsın? Veya; ziyade bir anlam olarak Kur’ân ve Sünnet’i anlar mısın?

Cevap: Hayır...

"Kur’ân-ı Kerim" lafzından sadece Allah’ın Kitabının bizzat kendisini anlarsın. Yani; “Kur’ân-ı Kerim” lafzı Allah’ın Kitabına tam bir şekilde mutabıktır olan bir lafızdır.

- Tazammun (içlem) Yoluyla Delâlet:

دلالةُ اللفظِ على جزءِ معناه

Bir lafzın, kendi anlamının bir bölümüne delâlet etmesidir.

Örneğin “kitap” lafzının cilde ya da yapraklara delâleti delâletu’t-tazammundur.

Yine mesela buna Allah Teâlâ’nın şu ayetini de örnek verebiliriz:

أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ السَّمَاء فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصْابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ

“Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar.” (Bakara, 19)

Ayete dikkat edilecek olursa Kur’ân; “أَصْابِع/parklar” lafzını kullanmıştır....

Peki insanın, parmağının bütününü kulağına sokması/tıkaması mümkün müdür?

Cevap: Elbetteki hayır…

Ayetteki “parmak”tan kasıt parmak uçlarıdır, parmağın tamamı değildir. Parmak lafzının buradaki delâleti, lafzın tamamına delâlet eden mutâbakat delâleti değildir. Buradaki delâlet, tazammun delaletidir. Parmak lafzı, parmak ucunu da kapsar/içerir ancak parmak ucundan büyüktür. Bu nedenle de buna; tazammun delâleti deriz.

قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret45591
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82483.8401
Euro4.50974.5278
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° -3°
Saaat