Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Acele etmek ile ilgili bazı bilgiler


التَّأَنِّي مِنَ اللَّهِ وَالْعَجَلَةُ مِنَ الشَّيْطَانِ
Temkinli (sabırlı) olmak Allahtan , acele etmek ise şeytandandır.
(Beyhakî, Sunenu'l Kubra, 10/104 , Hadis no: 3011, Şuabu'l İman, 4 / 89)

العجلة من الشيطان و التأني من الله
Teenni Allah’tan, acele Şeytan’dandır
(Tirmizi, garib hadis)
Tirmizi : “Bu, garib hadistir. Bu hadisin râvilerinden olan Abdul Muheymin hakkında bazı hadis âlimleri olumsuz değerlendirmelerde bulunmuşlar ve onu hafızasının zayıflığı nedeniyle zayıf kabul etmişlerdir.” Elbani, bu rivâyetizayıf olarak değerlendirmiştir.
Rivâyette bulunan Saad bin Sinan (
سعد بن سنان ) zâyıf kabul edilmiştir.
Taberâni, Mucem’il Kebir, 6 / 122 ve Mesned'i Şamiyin, 3/ 310 aynı lafızlarla ve Abdul Muheymin’in (عبد المهيمن) yer aldığı bir isnadla nakletmektedir.
Beyhaki, hem Sunenu'l Kubra hem de Şuabu'l İman isimli eserinde Enes b. Malik tarikiyle nakletmektedir. Beyhaki’nin rivayetlerinde Abdul Muheymin yer almamaktadır.
Ebu Ya’lâ el-Mavsili (4256) bu hadisi Enes’ten nakletmektedir.

قال حاتم الأصم العجلة من الشيطان إلا في خمسة فإنها من سنة رسول الله صلى الله عليه و سلم إطعام الضيف وتجهيز الميت وتزويج البكر وقضاء الدين والتوبة من الذنب
İmam Gazâli, Hâtem el Esam'ın şöyle dediğini rivayet eder: 
Şu beş şey dışında acele etmek şeytandandır. Zaten bu beş şey de Peygamber (s.a.v)'in sünnetindendir. 
Yemek yedirmek. Ölüyü kefenleyip hazır hale getirmek. Bekarları evlendirmek. Borcu ödemek ve günahlardan tevbe etmek(İmam Gazâlî, İhya, 2/16)

Peygamberimize atfen merfu bir hadis olarak vermelerine karşılık, Ebu Nuaym el-İsbehani, Hâtem el-Esam’ın şöyle dediğini nakletmektedir: 
Denilir ki: Beş şey hariç, acele Şeytan’dandır: Misafire yemek ikram etmek, ölüyü kefenleyip defnetmek, bekârı evlendirmek, borcu ödemek, günahtan tövbe etmek.”

Burada rivayetin Hatem el-Esam’a izafe edilmesi ve onun da bu sözü “denilir ki” ifadesiyle belirsiz kaynaklara dayandırması dikkate değerdir. Bu durum, rivâyetin aslının atasözü veya eskilerin deyişiyle “kelam-ı kibar = büyüklerin sözü” olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.


Iraki, bu rivayetin Tirmizi tarafından nakledildiğini, ancak istisna kısmının yer almadığını ifade etmekte, peygamberimizin acele edilmesi gereken işlerle ilgili tavsiyelerini üç madde altında toplayan başka rivayetlerini vermektedir.

İshak b. Rahuye’nin Musned’inde de bu hadisin isnadsız olarak nakledildiği görülmektedir .
Heysemi, Ebu Ya’la’nın rivayetini verdikten sonra isnadının sahih olduğunu söylemektedir .
Kenzul Ummal’de Tirmizi’nin bazı nushalarında bu hadise “hasen garib” dediği nakledilmektedir. Kenzul Ummal’in değişik yerlerinde bu rivayet verilmekte, hiçbirinde de hadisin sahih olmadığına dair bir açıklama yer almamaktadır.

Sehl b. Sa’d (r.anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 
Müslümanlar vakti girince iftar etmeye acele davrandıkları sürece daima hayırla beraberdirler.
(Tirmizi, Siyam, Bab 13, Hadis no: 699; Muslim, Sıyam: 9; İbn Mâce, Sıyam: 24)
ž
Tirmîzî: Bu konuda Ebû Hurayra (r.anh), İbn Abbâs, Âişe ve Enes b. Mâlik’den de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Sehl b. Sa’d’ın hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönem ilim adamları bu hadisle amel ederek iftarda acele etmeyi mustehâb görürler. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır.

700- Ebû Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Allah buyurdu ki: 
Kullarımın bana en sevimli gelenleri oruçlarını açmakta acele edenlerdir.”
(Tirmizi, Siyam, Bab 13, Hadis no: 700 , 701) 
ž
Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.

Ebû Atıyye (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve Mesrûk, Âişe’nin yanına girdik ve: “Ey Mu’min’lerin annesidedik, Muhammed (s.a.v.)’in ashabından iki adam var ki birisi hem iftarı acele ediyor hem de namazları acele kılıyor diğeri ise iftarı da namazı da geciktiriyor dedik. 
Âişe; Bunlardan hangisi namazda ve iftarda acele ediyor diye sordu. 
Biz de Abdullah b. Mes’ûd’tur cevabını verdik. 
Âişe (r.anha) ise; Rasûlullah (s.a.v.) de işte böyle yapardı” dedi. 
Diğer kimse ise Ebû Musa’dır.” 
(Tirmizi, Siyam, Bab 13, Hadis no: 702 , 701; Muslim, Sıyam: 9; İbn Mâce, Sıyam: 24)
žTirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Atıyye’nin adı Mâlik b. Ebû Âmir el Hemdanî’dir. Onun Mâlik b. Âmir el Hemdanî olduğu da söylenmektedir. Bu ikinci rivâyet daha sahihtir.




Rivayette geçen “teenni” lafzı “temkinli olmak”, “ağırbaşlı olmak”, “bir işi aceleye getirmeden ağır ağır tamamlamak” gibi anlamlara gelmektedir. Bu anlamların içerisinde “bir işin vakar ile tamamlanması” da yer almaktadır. “Bir işi yaparken dikkatli davranmak, araştırıp inceledikten sonra uygulama safhasına koymak” anlamı da “teenni” kelimesinin anlamları arasında yer almaktadır.
Mesela Taberi, “Ey inananlar! Bir fâsık size bir haber getirdiği zaman, o haberi araştırın. …” (Hucurat 6) ayetinin tefsirini yaparken bu rivayetten yararlanmakta ve rivayette geçen “teenni” kelimesini “teybin”, yani “etraflı bir şekilde açığa çıkarma” olarak vermektedir.
Bagavi de Tefsir’inde “Sizin Rabb'iniz olan Allah, gökleri ve yeri altı günde yaratandır” (Âraf 54) ayetini tefsir ederken, bu rivayete başvurmaktadır. Onun açıklamalarına göre, Allah evreni bir anda yaratmaya pekâlâ muktedir olduğu halde, altı günde yaratmıştır. Allah’ın evreni bir anda yaratmaya gücü yettiği halde altı günde yaratması, insanlara işlerini teenni ile yapmalarını öğretmek içindir.
 

Yorumlar - Yorum Yaz


قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret45599
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82503.8404
Euro4.50544.5235
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
Saaat