Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Mezhep İmamlarının Uçurulması

12- Malikîler, İbni Kasım'ın şöyle dediğini rivayet ediyorlar: “Hüccet olarak Malik'in sözü yeter. Malik'i görseydim, Ona muhalefet edilmesini hiç hoş karşılamazdım”. O, bu sözü defalarca tekrarlamıştır.

 

13- Bir Hanefî[1] fakihin şöyle dediği mervîdir: Ebu Hanife, hüküm çıkarmada Muhammed (SAV)'den daha âlimdir.

 

14- Rebî'nin şöyle dediği zikredilir: Şafiî ne vavda ne de elifte hata yapar (asla hata yapmaz).

 

15- Muhammed bin Yahya bin Galib'in Halil bin Ahmed el-Bestî'den bana anlattığına göre bazı Hanbelîler şöyle demişlerdir: Ahmed bin Hanbel çok yücedir, masumdur[2].

 

16- Ebu Muhammed (Rahimehullah) dedi ki: Bu sözler çirkindir. Hatta bu sözlerin bir kısmı salt küfürdür. Örneğin 'Ebu Hanife'nin hüküm çıkarmada Allah'ın Resûlü (SAV)'den daha âlim olması' sözü gibi. Bu öyle bir sözdür ki, bu sözü söyleyene 'Allah'ın laneti, tüm lanet edenlerin, meleklerin ve insanların laneti üzerine[3] olsun' demekten daha ağır bir kelamla cevap vermeyi gerektirir. Böyle bir sözü, müslüman bir gönül söyleyemez.

 

 

 

17- İbni Kasım'dan zikredilen şu söze gelince: “Hüccet olarak Malik'in sözü yeter”, elbetteki böyle bir söz ondan (Malik'ten) gelmiş olamaz. Çünkü bu büyük bir dalâlettir ve çirkin bir sözdür. Allahu Teâlâ ne buyuruyor? (Resullerden sonra insanların Allah aleyhine bir delili olmaması için) [Nisa: 165]. Zerre kadar aklı olan bir Müslüman, herhangi birinin sözünün Nebî (SAV)'in sözünün üstünde bir hüccet olduğunu nasıl söyleyebilir!

 

18- 'Malik'i görseydim, Ona muhalefet edilmesini hiç hoş karşılamazdım' sözü de aynen böyledir. Ebu Muhammed (Rahimehullah) dedi ki: Vay başıma, eğer bu sözü söyleyen kişi Malik'i görseydi, Onda kendisine muhalefet edilmesini bu denli yadırgayacak ne görürdü? Onun elinde yılana çevirdiği bir asa mı görürdü? Yoksa Onun körü ve alacalıyı iyileştirdiğini ya da ölüleri dirilttiğini mi görürdü? Yoksa Onun az bir yemekle kalabalık bir topluluğu doyurduğunu mu görürdü? Yoksa Onun parmaklarının arasından su fışkırttığını mı görürdü? Yoksa Onun ayı yardığını mı görürdü? Yoksa Onun mucize bir kelam getirdiğini mi görürdü?

 

Kendi reylerine muhalefet edilmesini yadırgayanlar var ya, bir insanın reyi ancak diğer insanların reyi gibidir. Arada fark yoktur. O da her müftünün yaptığı gibi bir fetva verir ve ictihadının yettiği ölçüde bazen hata eder bazen de isabet eder.

 

 

 

Bu kavlin İbni Kasım'dan geldiğini de sanmıyorum. Çünkü bu, son derece cılız ve sakat bir sözdür. Andolsun ki Süfyan bin Sevri, Süfyan bin Uyeyne, Hamad bin Zeyd, Evzaî, el-Leys, İbni Cüreyc, İbni Ebî Zi'b, Abdulaziz bin Ebî Seleme, Malik'i görmüşlerdir. Sonra Vekî bin el-Cerrah, Abdullah bin Mübarek, Velid bin Müslim, Yahya binSaid el-Kattan, Abdurrahman bin Mehdi ve Şafiî de malik'İ görmüşlerdir. Onlar, yaşadıkları dönemlerde müslümanların imamları idiler ve onlardan hiçbiri de Malik'e muhalefet etmeyi yadırgamamıştır. Hatta bu zatlar, Malik'e tabi olmayı uygun görmediler, Onu taklit etmeye ve mezhebine bağlanmaya razı olmadılar. İbni Kasım'dan aktardıkları bu meçhul emir onlar için hiç geçerli olmadı. Belki de 'İbni Kasım böyle söyledi' diyenler, İbni Kasım'ın aleyhine de yalan uydurmuşlardır.

 

19- Sonra Kadı Ebu Yusuf da Malik'i görmüştür, Onunla münazara etmiştir, Onun meclisinde bulunmuştur. Aynı şekilde Muhammed bin Hasen de böyle. İkisi de Malik'e muhalefet etmeyi yadırgamamışlardır. Aksine Onun değil de başkasının görüşünü bile almışlardır. Aynı şekilde Yahya bin Süleyman el-Ca'fî'nin, Hasan bin Ziyad'ın, Nuh bin Derrac'ın ve Muhammed bin Abdullah el-Ensarî'nin de Malik'i gördüklerinde şüphe yoktur. Onlar da Malik'e muhalefet etmeyi yadırgamamışlardır. Hatta Malik'in değil de Ebu Hanife'nin yaşı 50'ye (elliye) varmamış arkadaşlarından ve öğrencilerinden biri olan Züfer bin Hüzeyl'in görüşlerine meyl etmişlerdir. Yine aynı şekilde Esed bin Furat, Hişam bin Abdullah er-Razî de malik'i görmüşler ve Ondan rivayette bulunmuşlardır. Ama sonra Malik'e muhalefet etmeyi yadırgamak bir yana O'nun kavlini terk etmişler ve Ebu Hanife'nin talebeleri olan Ebu Yusuf'un ve Muhammed bin Hasen'e meyl etmişlerdir.

 

20- Yine Ebu İshak el-Fizarî'nin, yine aynı şekilde Muhalled bin Hasen'in, Bişr bin Velid'in, Muhammed bin Semâ'a'nın, Yahya bin Hilal'in Malik'i görmüş oldukları da tartışmasızdır. Onlar da Malik'e muhalefet etmeyi yadırgamamışlardır. Aksine Malik'i bırakıp Evzaî'ye, Ebu Yusuf'a ve Muhammed bin Hasen'e meyl etmişlerdir. Yine aynı şekilde Velid bin Müslim de Malik'i görmüş ve Ondan ilim almıştır ama sonra Ona muhalefet etmeyi yadırgamayarak Evzaî'ye meyl etmiştir.

 

21- Sonra bırakın bu sayılan zatları, kendi ashabı da Malik'i görmüşlerdir: İbni Ebi Hazim, Muğîre bin Abdirrahman el-Mahzumî, İbni Nafi', Mutarraf, İbnu-l Mâcişûn, İbni Kinane, İbni Vehb, Eşheb. Bu zatlar da yıllarca Onun meclisinde bulunmuşlardır, Ondan ilim yazmışlardır ama Ona muhalefet etmeyi yadırgamamışlardır. Aksine en çok ve en büyük muhalefeti onlar göstermişlerdir. Sadece İbni Kasım'dan aktardıkları bu emir onlar hakkında hiç geçerli olmamıştır. Aslında İbni Kasım'ın da 30 (otuz) küsur meselede Malik'e muhalefet ettiği rivayet edilmiştir[4]. Eğer İbni Kasım'ın “Ben Malik'in kendine değil de bazı görüşlerine muhalefet ettim” şeklinde bir söz sarf ettiğini rivayet ediyorlarsa; bu da cidden fasid bir sözdür. Çünkü hakkında muhalefet ettiği meselelerde, şayet onun nazarında Malik bu hususlarda muhalefeti hak etmeseydi, Ona muhalefet etmezdi. Çünkü bir Müslümanın, muhalefet etmesinin helal olmadığı şeylere muhalefet etmesi caiz değildir. Yani her hâlükârda İbni Kasım, Malik'e muhalefet etmeyi caiz görmüştür ve bunların onun adına anlattığı gibi bu muhalefeti yadırgamamıştır. Yine aynı şekilde İbni Vehb'in de şöyle dediğini anlatıyorlar: “Hadisler fakih olmayanları yanıltır. Eğer Malik ve el-Leys olmasaydı yolumuzu kaybederdik”.

 

Ebu Muhammed (Rahimehullah) dedi ki, İbni Vehb'in bu bâtıl, çirkin ve Hanif İslam'ın başına çelişkili musibetleri cem' edici böyle bir sözü söylemesi Onun tarzına çok uzaktır.

 

22- Vay başıma, eğer Allah Resûlü (SAV)'den sabit olan hadisler yanıltıcı ise hidayet verici olan kimdir, nedir? Müstehap kılma ve rey mekanizmaları ile Allahu Teâlâ'nın dininde helal ve haramlar mı konuyor, farzlar mı belirleniyor, bu kavramlar altında şer'î hükümler iskat mı ediliyor ve yeni bir din mi inşâ ediliyor ve bunlarla Allah azze ve celle aleyhine hükümler mi veriliyor? Şüphesiz ki bu, apaçık bir dalâlettir. Allahu Teâlâ, Nebîsi (SAV)'i muhatab alarak buyuruyor ki: (Şüphesiz ki biz sana zikri, kendilerine inzal olunanı insanlara beyan etmen için indirdik.) [Nahl: 44]. Allah azze ve celle, beyan etme/açıklama[5] işini sadece Resûlullah (SAV)'in hadislerine vermiştir, başka bir şeye değil.

 

Mehmed GÜNEŞ!

Yorumlar - Yorum Yaz


قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret45591
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82483.8401
Euro4.50974.5278
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° -3°
Saaat