Üyelik Girişi
Metodik Konular
Fıkhi Meseleler

Allah'ın Sıfatları

Allah’ın Sıfatları

Bilindiği gibi “Sıfâtullah” hususunda, kabaca Müşebbihe, Muattıla ve İsbatiyye ya da Sıfatiyye olarak belirleyebileceğimiz üç duruş bulunur. Müşebbihe ve Mücessime fırkaları Allah’ın sıfatlarını mahlûkâta ait nitelikler gibi anlayıp kabul ederek, bir anlamda sıfatlar konusunda teşbihe düşüp, isbatiyyeciliğin en aşırısını yaparken, Mu‘tezile de tamamen tenzih maksatlı olarak, Allah’ın sıfatlarının olduğu söylemini reddetmiştir. Sıfatiyye ise, ki bizim bu terimle kastettiğimiz İbn Küllâb ve diğerleri ile Selef, Eş‘arîler ve Mâtürîdîlerin de dâhil olduğu kesimlerdir, Allah’ın sıfatlarının olduğunu kabul etmişlerdir.

Sıfâtullah konusu, Allah’ın isimleri konusuyla çok yakından ilgilidir. Bu bağlamda, isimlerin bir mastardan müştak/türemiş olup, olmadıkları konusundaki kabul veya ret, sıfatların isbâtını kabul ve ret ile doğru orantılıdır. İsimlerin türemiş olmasını kabul etmeyenler, sıfatları da kabul etmezler.[26] İbn Hazm da isimlerin sıfatlardan türetilmesini (iştikâk) kabul etmediği için zorunlu olarak sıfatları kabul etmemektedir. Tersinden söyleyecek olursak, sıfatları kabul etmediği için, isimlerin müştak olduklarını kabul etmiyor da diyebiliriz.[27]

O, çok açık ve net bir şekilde, Allah’ın sıfatları diye bir şeyin olmadığını, Allah’ın isimlerinin olduğunu ve bu isimlerin de sıfatlardan müştak olmadıklarınıifade etmektedir.[28] Ona göre,“Sıfâtullah” tartışmasını başlatan ve “Sıfatlar” lafzını ilk kullananlar,Mu‘tezile ve Râfizî-Mu‘tezilî düşünce sahipleridir. Kelâmcılar da onları takip etmişlerdir. İbn Hazm bunların hepsini, selef-i salihin yolunda gitmemekle ve o yoldan ayrılmakla suçlar. Mütekellimlerin icat ettikleri bir bid’at olan “Sıfat” kavramı ise Allah’ı, mahlûkât sınıfına sokup, onlarla bir tutmak görüşünün sonucudur.[29] Ona göre, zât ve sıfatlar diye ciddî ve gerçek bir problem yoktur. Bu, sun’î bir problemdir. Mu‘tezile ve onların yolundan gidenler, Allah’ı insana benzeterek bu hataya düşmüşlerdir.[30]

İbn Hazm açısından, İslâm Dini söz konusu olduğunda, “Sıfâtullah” diye konuşulacak bir mesele gerçekte mevcut olmadığı için, asıl konuşulması ve üzerinde durulması gereken mesele Allah’ın isimleridir. “Semî’, Basîr, Âlim, Kâdir” gibi isimler bir sıfattan türetilmiş oldukları için değil, naslarda geldiği için, Allah’a isim olarak verilmişlerdir.[31] Allah’ın kitabında gelmiş ve işiten, gören, bilen, kudret sahibi gibi, Allah’ın zâtından bahseden ifadeler, ona göre, ancak Allah’ın isimleridirler. Başkalarının iddia ettikleri gibi, sıfat değillerdir.[32] Ona göre, sıfatların Allah ile ilişkilendirilmesi muhaldir.[33]

İbn Hazm’ın, Allah’ın sıfatlarının olduğunu kabul etmemesinin arkasında çeşitli nedenler vardır. Bunlardan en başta geleni şüphesiz tenzih ilkesidir. “Mahlûkât için câiz olan şeyler, Allah için câiz değildir. Bu yüzden de O, hiçbir şekilde mahlûka kıyas edilmez.”[34] Fizikî âlem ile metafizik âlem birbirinin aynı olmadıkları[35] için, Hâlık ile mahlûk arasında bir kıyas yapmak, İbn Hazm’a göre imkânsızdır. Bu yüzden o, Eş’ârîleri ve Mu‘tezile’yi Müslüman fırkalar içinde değerlendirmekle birlikte, teşbihle suçlar ve onları ağır ithamlarla eleştirerek ayıplar.[36]

İbn Hazm, yaratıcı ile yaratılanı ayrı tutma esasına dayanan bu ilkeden hareketle, sıfat-mevsûf ilişkisinin ancak mahlûklar için geçerli olduğunu iddia ederek şunları ifade eder: “Sıfat” lafzı Arap dilinde, ancak bir cisimde mürekkeb olan arazı ifade etmek için kullanılır.[37]Dolayısıyla sıfat ve mevsûf, ancak görünen âlemde hâdis olan iki şey olup, aralarında hâmil-mahmûl ilişkisi bulunur. [38] Sıfat, ancak bir cevhere hamledilir. Böyle bir durum, Allah içincâiz değildir. Çünkü O, cisim veya araz değildir.[39]

İbn Hazm’ın sıfatların varlığını kabul etmeyişindeki ikinci önemli gerekçe ise, Allah’ın kendisinin haber verdiği şeylerde bildirilenin dışında, Allah hakkında bir hükümde bulunmanın asla câiz olmayacağıdır. Dolayısıyla İbn Hazm’a göre, şayet Allah, kendisinin görmesinin ve işitmesinin olduğunu söylemeseydi,biz insanların bunları söylemesi asla helâl ve doğru olmazdı.[40] İbn Hazm bu söylemiyle, konuyu “Sıfâtullah” konusuna getirmekte ve naslarda Allah’ın sıfatlarının olduğu şeklinde bir bilginin olmadığını, ancak Allah’ın isimlerinden bahsedildiğini söylemektedir. Allah hakkında bir hüküm veya bir bilgi verilecekse, bunu Allah ve Resûlü yapar. Başka hiç kimse Allah hakkında şöyledir, böyledir diye bir hükümde bulunamaz. Allah ve Resûlü ise sıfatların varlığından bahsetmemiştir.[41] İbn Hazm’a göre, bu konudaki tartışmalar ve söylenenler, uzak durulması gereken eylemlerdir.[42]

İbn Hazm’ın yukarıda zikrettiğimiz bu tavrı, dinin tevkîfî olup, Allah tarafından tamamlandığı ve hiçbir eksiğinin bırakılmadığı esasına dayanır. Buna göre; Allah, din olan ne varsa, bunları kitabı ve peygamberi aracılığıyla insanlara bildirmiştir. Artık Allah’ın dinine bir ilâve yapmanın veya bir eksiltmede bulunmanın imkânı yoktur, câiz değildir. Bu, dini bozmak ve dinden çıkmak olarak değerlendirilmesi gereken bir harekettir. Allah’ın sıfatlarının olduğu ne âyetlerde, ne hadislerde, ne de delilini bunlardan alan sahâbe icmâ‘ında ifade edilmektedir. Dolayısıyla Allah’ın sıfatlarının olduğunu söylemek, tamamlanmış ve eksiği bırakılmamış dinde olmayan bir şeyi söyleme ve bunu dine sokarak, bir artırımda bulunma anlamına gelir. Bu haramdır. Hatta dinden çıkmaya sebeptir. “Kim bunları Allah’a nisbet ederse din konusunda ve Allah’ın isimleri konusunda ilhâda düşer. Bu hususta bir ziyâde, ancak nasla belirtilen bir delil ile yapılabilir.”[43]

İbn Hazm’ın sıfatları kabul etmeyişinin bir başka gerekçesi de, “Taaddud-i Kudemâ” tamlamasıyla ifade edilen husustur. Ona göre, Allah’ın zâtı üzerine zâid, kadîm sıfatları kabul etmek, Allah’tan başka kadîm varlıkların kabulü anlamına gelir ki, bu şirk demektir. İbn Hazm, Eş‘arîlerin sıfatlar konusundaki görüşlerini Hıristiyanların görüşlerinden daha feci ve daha çok küfre ve şirke götüren bir söylem olarak değerlendirir ve bu fikrini şöyle ifade eder:“Çünkü Hıristiyanlar, Allah’a iki tane ortak koşmuşlar ve O’nu, üçüncü saymışlardır. Bunlar ise Allah ile birlikte on beş ortak edinip, O’nu on altıncı edinmişlerdir.”[44]

İbn Hazm’a göre, Eş‘arîlerin ve onlar gibi düşünenlerin sıfatlar konusunda kullanageldikleri meşhur vecize, kendi içinde çelişiktir. Şöyle ki, Allah’ın zâtı üzerine zâid, zâtın ne aynı ne de gayrı olan kadîm sıfatları kabul edenler bu görüşlerini “Lâ hiye aynuhu ve lâ hiye ğayruh” şeklinde bir cümleyle veciz hale getirmişlerdir. İbn Hazm, bu cümlenin evvelindeki hükmün, âhirindeki hükmü nakzettiğini ve dolayısıyla çelişik olduğunu ve mantık açısından saçma olduğunu iddia eder. İster “Lâ hüve hu velâ huve ğayruh” ibaresiyle isterse “huve hu huve ğayruh” ibaresiyle bunu ifade etsinler, bunların ikisinin de anlamı, ona göre aynı olup, bu ibarelerin ikisi de bâtıldır, çelişiktir. Nefiy ve ispatın beraber ve birlikte akledilmesinin imkânı yoktur.[45]

İbn Hazm, sıfatları kabul etmenin mantığında Allah’tan cansızlık, sağırlık, dilsizlik, körlük gibi kusurların ve eksikliklerin nefyedilmesi gibi bir anlayışın bulunmasını meşru sebep olarak kabul etmez. Ona göre, kabul edilen sıfatlarla Allah’tan nefyedilen tüm hususlar, mahlûkâtta ve şâhitte/fizikî âlemde var olan özelliklerdir. Örneğin eğer ölü ve cansız olmayı Allah’tan nefyetmek için Allah’ın hayat sıfatının olması gerektiği söylenirse, İbn Hazm’a göre, bu arzu edilen neticeyi sağlamaz. Çünkü bizim Allah’tan nefyettiğimiz veya selbettiğimiz özellik, bizim bildiğimiz ölüm ve cansızlıktır. Dolayısıyla biz bu durumda yine Allah’ı, mahlûkâta kıyaslamış ve benzetmiş oluruz. Durum diğer bütün sıfatlar için aynıdır. [46]

İbn Hazm, Allah’ın sıfatları şeklinde bir tamlamayı kabul etmenin de mümkün olamayacağını iddia eder. Başka bir deyişle, ona göre böyle bir isim tamlaması yapmak bile caiz değildir. Bunun caiz olduğunu düşünenlerin, Allah’ın na’t veya nu’ûtları, nişanı ve nişanları olduğunu da kabul etmeleri ve bu şekildeki tamlamaları kullanmaktan sakınmamaları gerekir. Çünkü“Na’t”, “Sıfat”ve “Sime” (nişan)” kelimeleri arasında Arap dilinde bir farklılık yoktur.[47] “Nu‘ûtullah” tamlamasından imtinâ edilmesi, İbn Hazm’a göre, Allah’ın sıfatları tamlamasının da yanlışlığına delil teşkil eder.

İbn Hazm’ın genel görüşü, Allah’ın sıfatlarının olduğunun reddine dayandığı için, onun hayat, ilim, irade ve diğer sıfatlar hakkındaki görüşleri de kestirilebilir. Nitekim o, bu sıfatların sübûtunu kabul etmez. Ona göre, Allah hayat sıfatı olmadan zâtıyla Hayy[48], ilim sıfatı olmadan zâtıyla Âlim[49], kudret sıfatı olmadan zâtıyla Kâdir[50], sem’ sıfatı olmadan zâtıyla Semî, basar sıfatı olmadan zâtıyla Basîr’dir. [51] Bunlar yani mezkûr esmâ-i ilâhiyye, sıfat olmayıp; Allah’ın zâtından ayrı olan şeyler değillerdir.[52]


[26]     İbn Hazm, ed-Dürre, s. 275.

[27]     Bk. İbn Hazm, ed-Dürre, s. 276.

[28]     İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 387, 407, 411.

[29]     Bk. İbn Hazm, el-Fasl, c. 2, s. 21; Yefût, “İbn Hazm el-Endelüsî”, s. 235; a.mlf., İbn Hazm ve’l Fikrü’l-Felsefî, s. 372; ez-Zu’bi, Zâhiriyyetü İbn Hazm, s. 189.

[30]     Bk. Yefût, “İbn Hazm el-Endelüsî”, s. 236; a.mlf., İbn Hazm ve’l Fikrü’l-Felsefî, s. 372.

[31]     Yefût, İbn Hazm ve’l Fikrü’l-Felsefî, s. 279.

[32]     İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 411; ez-Zu’bi, Zâhiriyyetü İbn Hazm, s. 188.

[33]     İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 377.

[34]     Bk. İbn Hazm, el-Muhallâ, thk. Muhammed Münîr Dımaşkî, Kahire, ts, c. 1, s. 32-33; el-Fasl, c. 2, s. 142.

[35]     Bk. İbn Hazm, “er-Redd ale’l-Kindî”, er-Redd ala İbn en-Nağrîle el-Yehûdî içinde, thk. İhsan Abbas, Kahire, 1960, s. 199.

[36]     Yefût, İbn Hazm ve’l Fikrü’l-Felsefî, s. 303.

[37]     İbn Hazm, ed-Dürre, s. 135.

[38]     Bk. Yefût, “İbn Hazm el-Endelüsî”, s. 235.

[39]     İbn Hazm, et-Takrîb, s. 307.

[40]     Bk. İbn Hazm, el-Fasl, c. 2, s. 150.

[41]     İbn Hazm, ed-Dürre, s. 263.

[42]     Bk. İbn Hazm, ed-Dürre, s. 265.

[43]     İbn Hazm, ed-Dürre, s. 267.

[44]     İbn Hazm, el-Fasl, c. 5, s. 76.

[45]     İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 395.

[46]     Bk. İbn Hazm, ed-Dürre, s. 277-278.

[47]     İbn Hazm, ed-Dürre, s. 264.

[48]     Bk. İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 413-414.

[49]     Bk. İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 385, 391-392.

[50]     Bk. İbn Hazm, ed-Dürre, s. 248; el-Fasl, c. 2, s. 11.

[51]     Bk. İbn Hazm, el-Fasl, c. 1, s. 398-400, 402, 405.

[52]     Bk. İbn Hazm, ed-Dürre, s. 132-135;


Yorumlar - Yorum Yaz


قَلِيلاً مِّنْهُمْ
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret45591
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82483.8401
Euro4.50974.5278
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° -3°
Saaat